S

SABAH SUYU : Balığın av verdiği sabahın ilk saatleri
SAÇMA : Serpme, elle atılabilen huni biçimli bir çeşit ağ. Çarmıklı ve İskorçilalı olmak üzere iki çeşittir.
SAFRA :1- Gemilerin su hattına kadar batırılması ve dengesinin sağlanması için dip kısma (sintineye) konan ağırlık. Kurşun yaka. Oltaya takılan kurşun. Yelkenlilerin altına konulan kama şeklinde olup sabit ya da katlanabilir salma.
SAKATA GELMEK : Ağların batıklara, kayalara, ilişkene takılarak yırtılması
SALAMURA BALIK :Tuzlu suda koruma ve saklanmaya alınmış balık. 
SALAPURYA : Mavunadan daha küçük, yük taşıma işlemlerinde kullanılan teknelerdir. 
SALMA : Salma omurga’da denmektedir. Teknelerin altına dengeleyici olarak yapılan (konulan) ek.
SALMALIK  Pilav içine katmak içine kullanılan küçük midye.
SALMASTRA :Makine ve boru bağlantı yerlerinde sızdırmazlığı sağlamak için lifli malzemeden yapılmış urgan conta. 
SANCAK : Kayığın sağ tarafı. Yüz, başa doğru çevrildiğinde deniz aracının sağ tarafı.
SANCAK :Bayrak ya da flama.
SANCAK ALABANDA :Dümenin sonuna kadar sancak tarafına doğru basılması için verilen komut.
SANCAK TARAFI : Geminin baş tarafına dönüldüğünde omurga hattından sağ tarafta kalan kısmı
SANDAL : Küçük kürekli tekne. Liman içinde ya da güvenceli sularda insan taşımada, balıkçılıkta eşya taşımada kullanılır
SAPAN : Makaraların ve tornoların tablaları etrafındaki halat veya demir kuşaklar. Yük almakta veya vermekte kullanılan muhtelif uzunluklarda iki uçları radansalı tel veya lif halatlar.
SAPAN :Balıkçı teknelerinde çok dolu ağı güverteye almak için kullanılan halat sargı.
SARAVELE : Yelkenin sarılması için verilen komut.
SARIKANAT : Lüferin bir boyudur. Kabaçinekopun bir boy büyüğüdür. Boyu 17-20 cm. olur. Bir kg.a 9-12 ad. girer.
SARYA : Çitari balığının diğer adı.
SAVAK : Suyu başka yöne akıtmak ya da fazlasını akıtmak (balık çiftlikçiliğinde sabit bir debi sağlamak ve su yüksekliğini ayarlama ve korumak) için konulan düzen. 
SAVRUNTU : Sert rüzgarların dalgalar üzerine çarparak su zerrelerini duman halinde kaldırıp, savurması
SEĞİRTME : Ucunda tek yada üçlü iğne bulunan, balık biçiminde kurşundan dökülmüş parlak yapay yem.
SEKSTANT : Yer bulmak için güneş, ay ve yıldızların ufuklarla olan açısını saptayan alet.
SELAMLAMA : Donanma gemilerinin limanları ziyaretlerinde veya devlet ricalinin, Donanmayı ziyaret ve denetlemelerinde belli protokol kurallarına uygun olarak icra edilen selamlama şeklidir. (Top atışı, çımariva, boru ile düdükle vs.) Bu uygulama denizde karşılaşan gemiler arasında da, kıdem esası dikkate alınarak uygulanır.
SELVİÇE : Yelkenli bir gemi armasındaki hareketli halatlar. 
SEPET :İçerisine balık konulan seyrek örülmüş derin ve büyükçe kap.
SEPET:Değişik boyut ve şekilde olup armut ya da ağız kısmına doğru daralan huni şeklinde yapılmış sepetimsi (tuzak prensibi), belirli büyüklükte açıklıkların bulunduğu pasif av aracı.  Tuzağın ağız kısmından giren organizma huni şeklindeki ağız düzeneği nedeniyle bir daha dışarı çıkamaz. Çeşitli boy ve şekilde ağ dahil farklı malzemeden yapılmış olabilir. Bazen balık dahil çoğunlukla yengeç, istakoz avcılığında kullanılır. Yılan balığı avcılığında kullanılan bu tip tuzağa pinter denmektedir. Genellikle hangi tür avlanacaksa o isimle anılır. Örnek; İstakoz sepeti.
SEPHİYE : Bir cismin su üstünde durmasını sağlayan yüzdürücü kuvvettir.
SERDÜMEN/Dümenci : Gemilerde veya teknelerde dümen tutan personel 
SEREN : Direkler üzerinde yelken açmak için ve işaret çekmek için yatay olarak bağlanmış gönder. 
SEREN YAKASI : Yelkenlerin serene bağlı üst kısımları. (matafyon yakası). 
SERPME : Sığ suda balık avlamak için kullanılan, atıldığında dairesel açılan ve su yüzeyinden uçlara konulmuş ağırlık nedeniyle dibe çöken ve alttan kapatılarak çekilebilen, elle atılan, ağdan yapılma bir tür av aracı. "Saçma".
SERT SU : İçerisinde çok yüksek miktarda çözünmüş Ca ve Mg ihtiva eden su.
SERTLİK : Sudaki kalsiyum (Ca) ve magnezyum (Mg) iyonlarının konsantrasyonunun ppm ya da mg/l CaCO3 eşdeğeri olarak verilmesidir. Yumuşak sular 0-17; hafif sert sular 18-60; orta sertlikte sular 61-120; sert sular 121-180 ve çok sert sular 181< ppm ya da mg/l olarak sınıflandırılır. Farklı ülkeler farklı derecelendirme kullanmaktadır. İngiliz (clark) sertilik derecesi 14.3 ppm CaCO3; Amerikan derecesi 17.1 ppm CaCO3 ve Fransız derecesi 10.0 ppm CaCO3 iken Alman derecesi 17.9 ppm CaO’tir.
SEYİR : Bir gemi veya deniz aracının bir mevkiden gidilmesi istenilen diğer bir mevkiiye emniyetle götürülmesi. 
SEYİR DEFTERİ/JURNALİ : Gemi jurnali.
SEYİR FENERLERİ : Gemi ve deniz araçlarının seyir halinde bulundukları zaman çekmek ve yakmak zorunluluğunda oldukları "Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğünde Belirtilmiş" fenerler.
SEYİR JURNALİ  : Bütün gemilerde seyirde ve limanda bulundukları süre içinde olayların ve önemli işlemlerin günlük olarak kayıt edildiği kaptan tarafından veya yetki verilen personel tarafından tutulan ve denetlenen hukuki geçerliliği olan bir kayıt defteridir. Bu defterler ilgili makamları tarafından onaylanmış olarak gemilere verilirler.
SEYİR YARDIMCILARI : Deniz fenerleri, ışıklı şamandıralar, radyo sinyalleri, görünür seyir işaretleri ve elektronik mevki koyma tesis ve istasyonları gibi gerek milli gerek milletlerarası standartlara göre gemilerin seyir ve emniyet kolaylığına yardımcı olan tesis ve araçlar
SEYRETMEK : Denizde bir istikamete doğru gitmek, seyir halinde olmak
SIĞ SU : Denizin (genellikle sahil kısmına yakın) herhangi bir kısmında teknelerin seyretmelerine uygun olmayacak şekilde az su bulunan pek derin olmayan yerler
SIĞLIK : Derinliği az olan ve gemilerin seyretmeleri tehlikeli olan yerler
SIRTI ÇEKMEK : Hareket halindeki motorlu tekneden denize, ucunda yapay yem olan takım bırakıp oltanın suda yüzmesini sağlamak.
SIRTIKARA : Lüferin bir boyudur. Kofanadan  iridir. Boyu 50 cm. ve üzeri olur. Tanesi 1-2 kg. gelebilir.
SIYA ÜSTÜNDE DURMAK : Akıntıda kürekleri ileri doğru iterek teknenin suda durmasını sağlamak.
SİLİSTRE : Lumbarağzında selamlama veya gemi dahilinde yapılacak anonstan önce dikkati çekmek maksadıyla kullanılan kemikten veya madenden yapılmış tiz ses çıkartan bir cins düdük.
SİMAFOR : İki gemi veya sahil istasyonu arasında kısa gönderli dört köşe sancaklarla yapılan görünür muhabere usulü.
SİNARA : Büyük zoka.
SİNEK :Olta ile avcılıkta böcek yem olarak kullanılmaktadır. Böcek benzeri yalancı yemler genel anlamda sinekle avcılık şeklinde algılanmaktadır. Fly.
SİNTİNE : Gemi makine ve kazanlarının bulunduğu kısmın zeminin altında, genellikle ambar güvertesinin altında kalan ve gemi içinden sızan sularla makine ve kazan dairelerinden akan yağ yakıtların toplandığı en alt kısım.  
SİNTİNE TULUMBASI/POMPASI : Sintinede biriken sıvıların boşaltılması için kullanılan tulumba/pompa
SİS : Aşırı nem nedeniyle atmosferde görüş uzaklığının bin metrenin altına düştüğü durum. 
SİS İŞARETİ : Siste seyir halindeki gemilerin birbirlerine durumlarını belirtmek üzere düdükle verdikleri işaret. 
SİS KAMPANASI : Demirde veya şamandırada yatan gemilerin siste mevkilerini belirtmek için çaldıkları kampana. 
SİSAL HALAT : Manila halattan çekme gücü daha zayıf olan bitkisel halat.
SİVRİ : Palamut balığının bir boyudur. Toriğin bir büyüğüdür. Boyu 65-70 cm.dir. Tanesi 4-5 kg. gelir.
SİYA : Filikalarda kürekleri baştan kıça doğru hareket ettirmek
SİYA ETMEK/SİYA KÜREK: İleri yolla giden bir filikanın durdurulması maksadıyla küreklerin ters tarafa doğru çekilmesi
SOLUCANLAR :Solucan ve benzerlerini (yer solucanı) kapsayan halkalı solucan sınıfıdır. Çoğu tatlısularda yaşar. Suda yaşayanların solungacı olabilir. 3,000’in üzerinde türü bilinmektedir. Çoğu erdişi olup cinsiyet organlarının varlığıyla çokkıllılardan (Polychaeta) ayrılırlar.  
SOLUĞAN : Uzun mesafelerden gelen fırtına sonrası ilerleyen dalgalar
SOLUNGAÇ : Balıkların çiftli solunum organı. Kafanın arka tarafında solungaç yayı üzerinde ipliksi uzantılarla kaplıdır. Kandaki gazların çevredeki su arasındaki değiş tokuşunu sağlar.
SOLUNGAÇ AĞI :Üstteki mantar yaka ve alttaki kurşun yaka ile bir perde gibi kıyıya çapraz olarak çeşitli derinliğe yerleştirilen bu av aracında ağ göz genişliği avlanan balık boyunu belirler. Avlama prensibi balıkların hareket halindeyken ağa çarparak kafalarının solungaç 
SONAR [sonar] Su altı radarı. Yankı iskandilinin ses dalgalarını istenen belirli (dikey, yatay ya da bunların arasında kalan) bir açıyla yayan, dinleyen, işleyen sistemdir. Su altı radarı.
SPORTİF BALIK AVI YARIŞMASI : Sportif balık avcılığı federasyonlarının bulunduğu ülkelerde sirküler kurallarına ek olarak bu federasyonlarca konulan belli kurallara dayalı, yakalanan balığa zarar vermeme, sağlıklı ve canlı olarak suya iade edilmesi gibi temel prensipler içeren bireysel yada takımlar arasındaki müsabaka esasına dayalı ödüllü balık avcılığı etkinliği.
SPORTİF BALIKÇILIK : Sirkülere uygun, spor amacıyla, maddi ve ticari kazanç gayesi gütmeyen, sportif balık avcılığı federasyonlarının bulunduğu ülkelerde bu federasyonlarca konulan belli kurallara dayalı, yakalanan balığa zarar vermeme, sağlıklı ve canlı olarak suya iade edilmesi gibi temel prensipler içeren bireysel balık avcılığı etkinliği
SU ÇEKİMİ : Geminin su kesimi ile omurgası arasındaki dikey mesafe. Su çekimi miktarını göstermek üzere baş ve kıç bodoslamanın her iki tarafına rakamlar konulur, bu rakamlara kana rakamları denir.
SU HATTI  : Teknenin gövdesinde, ıslak yüzeyle kuru yüzeyi arasındaki çizgi. 
SU ÜRÜNLERİ : Denizler, içsular ve suni olarak yapılmış havuz, baraj, depolama, gölet, dalyan ve çiftlik gibi tesislerde tabii veya suni olarak istihsal edilen, yetiştirilen su bitkileri, balıklar, süngerler, yumuşakçalar, memeliler, sürüngenler, kabuklular gibi canlılarla, bunlardan imal edilen ürünler
SUALTI TÜFEĞİ: Sualtında balık avında kullanılan lastik veya metal yaylı, gaz veya hava basınçlı tüfekler.
SUYU SUYUNA DEMİRLEMEK: Bir geminin çektiği su derinliğinden biraz fazla derinliğe kadar gelip demirlemesi
SÜBYE : Hafif işlerde kullanılan ve yalnız herhangi bir ağırlığın aksi tarafa çekilmesine yarayan bir donanım
SÜBYE : Mürekkep balıklarının mürekkebe benzeyen sıvısı olan türü.
SÜBYE ARMALI : Direklerinde seren yelkenleri olmayıp sadece yan yelkenleri bulunan tekneler. 
SÜLÜK YEM : Yaprak yemin ortadan boyuna iki parça halinde kesilmiş hali
SÜLYEN : Yeni konulan, veya raspa edilerek temizlenmiş olan çelik veya demir saçlar üzerine koruyucu olarak sürülen genellikle kırmızı renkteki astar boya 
SÜRME İSKELE: Birbiri üzerine aborda olmuş gemiler arasında gidip gelmeyi sağlamak üzere uzatılan enli tahtalardan yapılmış iskele
SÜRÜKLENMEK : Herhangi bir sebep dolayısıyla hareket edemeyen teknelerin rüzgar ve akıntıya tabi olarak mevki değiştirmesi.
SÜRÜTME AĞLARI : İnsan gücü veya mekanik bir güçle suyun dibinden sürütülerek çekilmek suretiyle toplanıp karaya veya gemiye alinabilen ağlar.

 

www.fishingturk.com