P

PABUÇ : İzmaritin büyüğü.
PAÇOZ : Kefal balığının ileryadan küçük olanına verilen ad.
PADIL KÜREK : Küçük deniz araçları ve can sallarında acil durumlarda kullanılan kısa ağaç kürekler
PADILBOT : Genellikle burandadan yapılan, başı kıçı sivri, iki palalı, ortadan tutulan kürekle yürütülen küçük tekne.
PAFTA : Büyük haritaları oluşturan parçalardan her biri
PALA : Küreklerin denize giren enli ve yassı kısımları
PALA Balık iğnelerinin en başındaki yassı topuz biçimindeki başlık.
PALA ÇEVİRMEK : Kürek çekilirken sudan çıkan küreklerin ikinci hamle için palalarını baş tarafa doğru götürürken palaların enli taraflarını su sathına paralel duruma getirmek için kürek topaçlarının el ile çevrilmesi.
PALAMAR : Gemilerin rıhtıma veya iskeleye bağlanmasında kullanılan 8 burgatadan daha kalın halatlar.
PALAMAR ARACI : Gemiler yanaşırken gemiden palamar halatını alıp bağlanacak yere götüren ve bu iş için özel yapılmışi küçük deniz aracı. 
PALAMAR ŞAMANDIRASI : Gemilerin liman içinde fazla saha işgal etmemeleri için gemilerin baştan ve kıçtan palamar vermek suretiyle bağladıkları şamandıralar. 
PALAMARCI : Çımacı.
PALAMUT Gaco, Vonoz             Palamut yavrusu.                  5-10 cm.                                                                                        .                  Çingene                    Vonozun büyüğü.                  15-25 cm.                      3-5 ad./kg.                                                         .                  Palamut                    Çingenenin büyüğü.              25-35 cm.                       1-2 ad./kg.                                                .                      Kestane palamutu    Palamutun büyüğü                35-45 cm.                      1,5-2 kg./ad.                                              .                  Zindandelen              Kestanenin büyüğü.              45-55 cm.                     2-2,5kg./ad.                                                           .                  Torik                         Zindandelenin büyüğü.           55-65 cm.                     2,5-4 kg./ad.                                                 .                  Sivri                          Toriğin büyüğü.                      65-70 cm.                      4-5 kg./ad.                                                      .                  Altıparmak                Sivrinin büyüğü                       70-75 cm.                     5-7 kg./ad.                                                .                  Peçuta                     Altıparmağın büyüğü.              75+cm.                            7kg.+
PALANGA : Ağır malzemeyi çift taraflı konulmuş (tek ya da çift dilli) makaralarla kaldırmak için bir halat ve en az iki makaradan oluşan kullanılan düzenek.  
PALANGA DİREĞİ : Bum, Bumba.
PALASIRTI : Kürek palalarının ensiz olan tarafı, keskin kenarları
PARAKETA : (paragat, barigat, barikat): Suyun içinde asılı veya dibe uzanmış, serili olarak duracak şekilde düzenlenmiş, bir beden üzerinde çok sayıda kösteğe bağlı iğne taşıyan balık avcılığı aracı.
PARAKETE : Bir geminin süratini ve deniz içinde katettiği mesafeyi deniz mili cinsinden ölçen elektrikî ve mekanikî alet. 
PARAKETE HESABI : Son tespit edilen mevkiden geminin seyrettiği rota ve sürat dikkate alınarak geminin mevkinin bulunması usulü. Akıntı dikkate alınmaz. 
PARAMETRE : Bir stok ya da populasyonun bazı özelliklerini tanımlayan bir ölçüm değeri, sabit, gerçek sayı ya da sanal (imaginary) olabilir.   
PARAMPET : Sabahları, sarılan brandaların konduğu gemi içinde veya dışındaki dolaplar.
PARLAMA : Balık sürüsünün yüzeyin altında beslendiğinin göstergesidir. Su yüzeyi yağlı, dışkılı, balık artıklarını içeren parıldayan bir filmle kaplanır. 
PARTİKÜL : Tanecik.
PAS : Demir ve çelik saçların oksitlenmesi sonucunda meydana gelen kırmızı, kahverengi madde. Pasın önüne geçmek için mümkün olduğu kadar demir ile atmosferin temasını kesmek gerekir.
PAS HASTALIĞI : Deriye paslanmış görünümü veren bulaşıcı balık hastalığı. 
PASAJ : Geçit. 
PASAPAROLA : Bir emrin gemi içinde veya filo dahilinde ihtiyaç duyulan gemilere çeşitli vasıtalar ile tebliğ edilmesi. Bu husus silistre çalmak ve sonrasında yüksek sesle seslenmek, megafonla bağırmak, semafor ile işaret vermek yolu ile yapılır.
PASAPAROLACI : Pasaparola hizmetinde kullanılan erata denir. Kısaca pasaparola da denir.
PASİFİK OKYANUSU : Büyük Okyanus.
PATALYA :Tek çifte küçük bot. // Küçük, kürekli hizmet filikası. Küçük gemilerin deniz aracı ihtiyacını karşılayan 12 kadem boyunda ve iki çifte kürekli ağaçtan yapılmış ufak tekne.
PATLAK : Su, boya gibi sıvıları taşımak maksadıyla, saçtan yapılmış küçük kaplar.
PAYANDA : Destek; dayanak. Kızakta veya havuzda bulunan gemilerin bir tarafa yatmaması için yanlarından vurulan tahta destekler; Gemilerde kullanılan ağaç yara savunma malzemesi.
PEÇUTA : En büyük palamut türü. Altıparmağın büyüğüdür. Boyu 75 cm. ve üzeri olur. Tanesi 7kg. ve yukarısıdır.
PELAJİK : Tabanı örten ve üstünde yer alan denizsel, okyanussal sular. 
PELAJİK :Yüzücü.
PELAJİK BALIKÇILIK : Yüzücü (pelajik) balıkları avlamayı hedef alan balıkçılık. Örnek; Hamsi balıkçılığı.
PELEME : Altı düz kayık.
PERİSKOP : Denizaltı gemilerinin sualtı seyirlerinde deniz üzerini gözetlemek maksadıyla su üstüne çıkardıkları alet.
PERNO : Makaralarda tabla ile makara dilinin merkezinden geçen pin.
PERVANE : Gemi ve deniz araçlarının ileri ve geri hareketlerini sağlamak üzere bir makine vasıtasıyla dönen bir milin ucuna takılmış iki ve daha fazla kanattan ibaret parça. Uskur da denilir.
PH : p=Potansiyel ve H= Hidrojen’den. Bir çözeltinin ne denli baz ya da asit özellikte olduğuna ait ölçüdür. Çözeltideki negatif, log10 tabanlı, hidrojen iyonu konsantrasyonudur. pH<7,0 asit, pH=7,0 nötral; pH>7,0 baz özellik. Çoğu balık pH = 6-9 arasında yaşar. pH tatlısuda fazlaca değişebilirken, deniz suyundaki değişimi, deniz suyunun tamponlayıcı özelliği nedeniyle, azdır.
PİGMENT : İçinde bulunduğu dokuya renk veren boya maddesi.
PİK : Giz veya serenlerin üzerine açılmış üç köşe yelken. 
PİK YAKASI : Bir yan yelkenin üst ve köşedeki yakasıdır. 
PİK YELKENİ : Sübye armalı uskunalarda yan yelkenlerinin sereni ile direk şapkaları arasına açılan üçköşeli yelken. Üzerlerine açıldıkları direklerin isimleri ile anılırlar.
PİNTER(SEPET) : Balık ve diğer su ürünlerinin avlanmasında veya yakalanmasında kullanılan iki ya da daha çok küçülen çemberlere sarılmış ağ, torba ve çoğu kez bir perdemsi yönlendiricinin de bulunduğu pasif (tuzak) av aracı.
PİYAN : Bir halatın çımasının açılıp dağılmaması için çımasına ıspavlo veya gırcala ile yapılan bir çeşit düğüm şekli. 
PLANKTON : Denizlerde yaşayan mikroskopik canlılar.
PLATERİNA : Kefal türü bir balık.
POCA : Bir geminin başını rüzgardan açmak için komuta makamınca kullanılan bir tabir.
PONTON : Köprü dubalarına verilen isim.Bu dubalar biraraya getirilerek tekne şeklinde taşımacılık veya gemi bordalarında çalışma amacıyla kullanılır. 
POPULASYON : Bir bölgede yaşayan ve aynı tür’den olan bireyler topluluğu.
PORSUN : Harp gemilerinde sabit ve hareketli armalar ile makara demir zincir yelken işlerinde ve bunlara ait ambarların istiflerinde kullanılan ve arma doldurmak hizmetlerinde çalışan personel.
PORSUN AMBARI : Gemicilikle ilgili alet, malzeme ve diğer malzemelerin muhafaza edildiği ambar.
PORSUN ÇAKISI : Gemici çakısı
PORTOLON : Bir limanın veya herhangi bir koyun büyük ölçekte yapılmış haritaları.
PORTUÇ : Alet edevat veya boya vb. şeylerin saklanması için kullanılan dolap veya kamara gibi yerler. 
POS : Derelerde balık avlamaya yarayan küçük ağ (Rize mahalli dili)
POSEYDON : Sakallı, uzun saçlı, huysuz, trident denilen 3 çatallı mızrağı olan Zeus, Hades ve Hera’nın kardeşi, Kronos ve Rea’nın oğlu Amphitrite’nin kocası Yunan deniz tanrısı.
POSTA : Üzerine kaplama tahtalarının [veya saçların] bağlandığı ağaç veya maden eğriler [kaburga] 
POSTA ÇANTASI : Seyir halinde iken iki gemi arasında evrak, mesaj alma/verme amacıyla kurulan donanım
POYRAZ : Kuzey-doğudan esen rüzgar 
PRUVA : Bir teknenin ön tarafı, ileri istikameti. 
PRUVA DİREĞİ : Birden çok direkli teknede baştan birinci direk
PRUVA İSTİKAMETİ : Herhangi bir anda gemi pruvasının bulunduğu istikamet. 
PRUVASINDAN ESMEK : Bir kimsenin diğer bir kimseyi yok yere tenkit etmesi ve hoşlanmadığı bir şeyi kızdırmak maksadıyla inadına yapması anlamında gemiciler arasında kullanılan bir tabir
PUL : Balıkların vücudunu örten ve koruyan küçük plakalar şeklindeki sertçe yapılar.
PUL FORMÜLÜ : Pul sayımları bazen bir formül olarak verilir. Yanal çizginin üstündeki pullar paya ve altındaki pullar paydaya yazılır. Bunların önüne ve arkasına ise bulunan en çok ve en az pul sayıları konur. Örnek; 22 4-5/6-8 24. Anlamı şudur: Yanal çizgi boyunca en az 22 en çok 24 pul bulunmaktadır. Yanal çizgi üstünde 4-5 ve altında da 6-8 pul vardır. Pul sayıları bazen daha farklı da verilebilmektedir. Bunun 4/8 şeklinde verilmesi halinde 4 pul yanal çizginin üstünde 8 pul yanal çizginin altında denilmektedir. Bir başkası 8+35+12 şeklinde de olabilir. Bu kez denilmek istenen pulların 8’inin yanal çizgi üstünde, 35 tanesinin yanal çizgi boyunca ve 11’inin de yanal çizgi altında olduğudur.
PULATRİNA : Başı sivri, bedeni daha ince olan kefal balığı cinsi. Gözbebeği sarımtırak, sırtı çelik rengi, rengi genel olarak koyudur.
PUNTEL : Gemi ve teknelerde güverte kenarlarındaki, personel ya da yolcuların denize düşmemesi için borudan yapılmış, koruyuculara verilen ad.  
PUPA : Bir teknenin kıç tarafından geri istikameti. Gemi ya da teknenin geri, arka tarafı.
PUPA YELKEN : Yelkenlerin tam şişmesi. 
PUS : Hava içindeki su buharının, nem'in fazla olması sebebiyle görüş mesafesinin çok az olduğu hava durumu. Madeni halatların ölçü birimi. 1 pus: 2.54 cm.
PUSLU : Havanın görüşe mani olacak derecede, sisli olması
PUSULA : Rota istikametlerini gösteren, kerteriz alıp mevki konmasına, yön tayin edilmesine yarayan mıknatısı veya cayro ile çalışan seyir aletidir. 
PUTA : Yerine koymak, donatmak (puta kürek). 
PUTA KÜREK : Hisa durumunda olan küreklerin palalarını suya paralel olacak şekilde filikanın bordaları istikametinde indirmek için verilen komut.

 

www.fishingturk.com