H

HABİTAT : Yaşamalan. 
HAÇERİ : Kuluçkahane.
HADAL : 6000 metreden derin olana ait
HAKİKİ MEVKİ : Bir geminin, dünya üzerinde enlem, boylam olarak mevkileri belli maddelerden alınan kerterizlerle tespit etmiş olduğu mevkidir. 
HAKİM RÜZGAR : Diğerlerine göre en çok ve sık esen rüzgar ve rüzgar yönü.  
HALASKAR : Kurtarıcı
HALAT : Bitkisel, sentetik veya çelikten yapılmış ve kolların bükümünün aksine kolların bükülmesiyle meydana gelen, bükülmeye ve çekmeye uygun çevresi 2.54 cm ‘den( 1 burgata) büyük olan urgan
HALE : Ayın etrafında görülen daire şeklindeki yaygın ışık. Ay etrafında hale görülmesi yakın bir zamanda fırtına çıkacağına işarettir. 
HALİÇ : Uzunluğu genişliğine nazaran fazla olan ve karaların içine doğru uzayan deniz kısmı. Görece geniş ırmak ağzı. Haliçlerde sular durgun olduğundan gemiler için iyi bir liman sayılır. 
HALO- : Tuz, tuzlu. Örnek; Halofil (halophilous)-Tuzlu ortamı seven canlı.
HALOFİL : Tuzsever.
HAMLA : Kürek çekilirken küreğin bir periyot içindeki mesafesi 
HAMLA OTURAĞI : Hamlacıların oturduğu oturak
HAMLACI : Kürekçi
HAMULE : Bir gemiye yüklenen her türlü eşya, yük.
HAPSİ : Hamsi (Rize mahalli dili)
HAREKETLİ :  Gezici. Yer değiştiren. Bir yerde durmayan. Bırakıldığı yerde durmayan balık. Markalama deneyinde bırakıldığı yerden 1,5 km’den çok  sapan balık.
HAREKETSİZ : Bir hayvanın herhangi bir şekilde hareket etmemesi. Duruyor olması. Durağan
HARMANLAMAK : Bir gemi ve deniz aracının küçük bir dümen açısı kullanarak büyük bir devir dairesi çizmesi suretiyle seyretmesi. 
HAVA YEMEK/DENİZ YEMEK : Denizde şiddetli fırtınaya tutulmak
HAYBOCİ : Ayboci.
HEKTAR : Onbin metrekare (10,000 m2).
HELİKS : Sarmal eğri. Sarmal.
HELOFİL : Bataklıksever.
HETERO (önek) : Diğer, farklı, başka, benzemeyen, alışılagelenden farklı. 
HEYAMOLA : Denizcilerin halat veya kürek çekerken, bir palangayı açıp uzatırken, birbirlerini gayrete getirmek için hep birlikte söyledikleri (ha gayret, haydi çek) anlamında bir sözcük.
HIRSIZ İĞNESİ : Yeme gömülen ve görünmeyen ikinci iğne
HIRSIZLI SÜLÜK ZOKA : Sülük biçimindeki zokanın iğnesine ikinci bir iğne bağlanması
HİBRİD : Melez, Kırma.
HİDRO- (önek) :] Su.
HİDROBİYOLOJİ : Sularda yaşayan canlıların fizyolojisini, enerji değişimini, çevre etmenlerinin rolünü, ekolojisini, davranışı, üreme ve büyümesi ile türler arası ilişkilerini, topluluklarını, besin alış verişi ilişkilerini kısaca hayatı ve yaşam tarzını inceleyen bilim. Kısaca sucul ortamlardaki hayatı inceleyen bilim.
HİDROFİL : Sürekli suda yaşayanlar.
HİDROGRAFİ :  denizlerle ilgili hususları inceleyen bilim dalı.
HİDROGRAFYA : 1- Zamana göre oluşturulan su seviyesi haritası.
HİDROGRAFYA : 2- Tatlı ve tuzlu su kütlelerinin fiziksel özelliklerinin ölçülmesi.
HİDROGRAFYA : 3- Akarsu, göl, deniz ve diğer suların incelenmesi ve tanımlanması.
HİDROGRAFYA : 4- Gemiciliğin ihtiyacı doğrultusunda okyanus, deniz, göl ve sair sular ile sahillerinin biçimini, denizlerin derinliğini, met ve cezir yüksekliğini, deniz akıntıları gibi fiziksel özelliklerini ele alan bilim dalı.
HİDROLOJİ : Suların dağılımı, döngüleri, özellikleri ve etkilerinin yüzeyde, yüzey altında ve atmosferde incelenmesi.
HİDROMETRE : Met cezir olayının yönünü ve yüksekliğini ölçmekte kullanılan alet.
HİGROMETRE : Nemölçer. Havada, atmosferde bulunan nem miktarını ölçen cihaz. 
HİSA : Herhangi birşeyi yukarıya kaldırmak, çekmek.
HİSA SANCAK/TOKA SANCAK : Harp gemilerinde sabahları saat 08:00'da sancağın kıç göndere veya gize merasim töreni ile çekilmesi.
HORTUM : Dönen rüzgar. Rüzgarın dönmesi sonucu oluşan atmosfer olayı.   
HRİSOF : Çipuranın büyüğü
HURİ : Tek parça kütüğün oyulması suretiyle yapılan ince yapılı kürek veya yelkenle hareket eden tekne.
HÜNKAR KAYIĞIı : Padişahların gezme ve ziyaretlerde kullandıkları kayık.

 

www.fishingturk.com