A

ABAŞO :  Aşağı indir, bekle, tut şeklinde emir. Alt ve aşağı anlamında kullanılır.
ABDOMEN : Balığın sindirim organlarını barındıran karın kısmı.
ABİS : Denizde sekiz bin metreyi geçen derinlik.
ABİSAL BALIKLAR : Derin denize ve oradaki basınca uyum sağlamış etobur balıklar. Ağızları büyüktür, ışık organları vardır.
ABİSAL BÖLGE : Derin denizin 2200-6000 metre derinliğinin orta kesimi.
ABLATYA AĞLARI : Basit bir ağdır. Geniş ve dar olarak iki çeşittir. Uzunlukları 150 şer kulaç, gözleri kefal gözünden az büyük, genişliktedir. Dar ablatya ile lüfer avlanır, kıyılarda uzatma olarak kullanılır. Geniş ablatya ile lüfer, palamut, torik avlanır. Lüfer avında ağın yere değmesi şarttır.
ABLUKA  : Bir liman ağzını veya sahili belli bir mesafeden kuvvet kullanarak çevirmek, bunların dışarı ile irtibatlarını kesmek, giriş-çıkışı kontrol altında tutmak
ABORDA :  Bir teknenin diğerine veya bir iskeleye bordasının tamamıyla yanaşması. 
ABOSA : Hisa edilmekte olan bir halatı veya vira edilmekte olan bir zinciri tut veya geçici olarak durdur anlamında verilen komut , bosaya vurmak
ABRAMAK : Kontrol altına almak, komutası altında tutmak, üstesinden gelmek, deniz taşıtlarını yönetmek 
ACISU : Tatlısu ve deniz sularının karışım alanındaki az tuzlusu. Tuz oranı %0,5-18 arasında değişir. 
AÇI DEMİRİ : Trol kapısının suda uçurtma gibi ağ yakasını yanlara açmasını sağlayan düzenek.
AÇIĞA ÇIKMAK : Rıhtıma aborda veya kıçtan kara olmuş bir geminin bulunduğu yerden avara ederek daha uzaktaki bir yere demirlemek için sahilden uzaklaşması
AÇIK DENİZ : Kıtalar arasındaki büyük denizlerdir. Diğer bir deyimle, denizin, herhangi bir devletin karasuları veya iç sularına dahil olmayan tüm kısımlarını kapsar. Açık denizler bütün devletlerin faydalanmalarına açıktır. Hiçbir devlet açık denizlerden yalnız kendisi yararlanamaz. Açık denizler karalardan farklı olarak mülkiyeti iktisap edilmek üzere işgal edilemez. 
AÇIK DÜŞMEK :  Bulunulması arzu edilen mesafeden bir sebep veya etki (rüzgar akıntı vb.) nedeniyle uzakta bulunmak.
AÇIK LİMAN : Serbest liman; ülkeler arası mal giriş ve çıkışlarında gümrük işlemi yapılmayan liman.
AÇIKTA EĞLENMEK : Bir teknenin sahilden veya iskeleden yada limandan açıkta beklemesi.
AÇILMAK : Yakın bulunan bir sahilden veya deniz üzerinde bulunan herhangi bir yerden ayrılarak, uzaklaşmak.
AFİTAL : Göl tabanının bitkisiz bölgesi. 
AFOTİK : Işıksız
AGANTA : Hisa veya laçka edilmekte olan bir halatın veya zincirin kısa bir zaman süresi için akışının durdurulması, tutulması için verilen komut [Aganta iskota, aganta borina borinata] 
: İplik veya telden kafes şeklinde yapılmış av aracı.
AĞ ÇIRPMAK : Ağın temizlenmesi için yakalarından tutularak çırpılması. Daha çok deniz üzerinde, sandalda yapılır.
AĞ GÖZÜ AÇIKLIĞI : Ağ ıslakken, ağ ipinin ve düğümünün kalınlığına bakılmaksızın, gergin halde bir ağ gözünün birbirine karşılıklı iki düğümü arasındaki mesafedir. Ağın akış yönü dikkate alınarak, birbirini takip eden yirmi ağ gözünde yapılan ölçümün ortalaması.
AĞIR DENİZ : Dalga boyları ile dalga yükseklikleri büyük ve çarpma basınçları fazla olan denizler.
AĞIR FIRTINA : Yüksek dalgaları oluşturan, uzun ve tepeleri öne doğru devrilmeye başlayan, deniz üzerini beyaz köpüklerle kaplatan ve saatteki sürati 48-55 mil olan rüzgar.
AĞIR METAL : Civa, kurşun, kadmiyum ve çinko gibi moleküler ağırlıkları yüksek ve canlılarda birikmeleri nedeniyle de tehlikeli özellikleri olan metallerdir. 
AĞIZ AÇIKLIĞI : Trol ağının yatayda yanlara doğru açıklığı.  
AĞRIPAR. Eski devirlerde kullanılan iki direkli yelkenli. 
AKAALA : Avustralya yerlilerine özgü, ağacın oyulmasından yapılan kano.
AK AMBER : Amber balığının karnında meydana gelen bir maddedir. Misk kokusunu andırır, parfümeri ve hekimlikte kullanıldığı gibi, sazan balığı ak amber kokusuna geldiği için, bazı yemlerin üzerine sürülür. 
AK BALIK : 1. İzmarit, istavrit, kolyoz, uskumru gibi balıklar. 2. Akya 3. Sazan familyasından, kızılkanada benzer, farkı yüzgeçlerinde az kırmızılık olmasıdır. Sırtı yeşilimsi, yanları sincabi, karnı beyaz olup, her tarafı gümüş gibi parlar. Tarama bunun tuzlanmış yumurtasıdır.
AK YEM : Ak balıkların yem olarak kullanılanları
AKDENİZ : Muğla-Antalya il sınırındaki Eşen çayının denize döküldüğü yer ile Suriye sınırı arasında kalan karasularımız.
AKINTI HARİTASI : Akıntıları, daha çok med ve cezir akıntılarını gösteren haritalardır.
AKIŞ YAPMAK : Av mahallinde teknenin sularla akması.
AKŞAM SUYU : Balığın akşam av vermeye başladığı zaman
AKŞAM YEMLİSİ : Genellikle lüfer için yapılan yemli akşam avı
AKŞIN (albino) : Renksiz yani doğuştan beyaz balık. Genellikle kremsi beyaz olup gözler retinadaki kan damarlarının görünmesi nedeniyle kırmızıdır. Doğada ender rastlanır. Mağarada yaşayan türler ise genellikle renksizdir.
AKYEM : İzmarit, istavrit ve zargana gibi balıklardan yaprak biçiminde kesilmiş yem.
ALABABULA :  Birbirleriyle anlaşamayan, birlik ve düzenlik görülmeyen gemi personeline verilen isim
ALABANDA :  Bordanın iç kısmı
ALABANDA : Dümenin olabildiğince bir tarafa basılması (kırılması).
ALABANDA YEMEK(VERMEK) : Yapılan işin beğenilmemesi durumunda azar işitmek
ALABORA : Teknenin, geminin yan yatarak devrilip ters dönmesi, altüst olması.
ALACAKARANLIK :  Denizde güneşin batması ile parlak yıldızların doğmasına kadar geçen süre. Bu sürede ufuk görülebilir durumdadır.  Coğrafi bölge (enlem) ile mevsime göre değişiklik gösterir.
ALAMA KÜREK : Birlikte kürek çekmeyi durdurmak için verilen komut.
ALAMANA : Karadeniz ve Marmara balıkçılarının balık avlamada veya yük taşımada kullanılan iki veya üç direkli aşırmalı yelkenli,  kullandıkları açık güverteli balıkçı teknesi.
ALAMANA : Odun, kömür taşımakta veya balık avlamakta kullanılan büyük kayık
ALAMANA AĞLARI : Alttan büzülmeyen, voli ağları olarak da adlandırılan çevirme ağları. Kıyılardan açıklarda dolaşan balıkları avlamak için iki kayık içinde olarak çevirme suretiyle  kullanılan ağlara denir. 10-15 kulaç sularda palamut, torik, lüfer ve kefal avlanır.
ALAMANATA : Yalnız kıç tarafında güvertesi bulunan balıkçı kayığı.
ALARGA : Geminin açıkta durması.
ALARGA : Açıkta bekle, dur. 
ALARGA : Sahilde bulunmayan, açıkta bekleyen. (Alargada bekle)
ALARGAYA ÇIKMAK :  Bir geminin sahil ile ilişiğini kesip, sahilden uzaklaşması, açığa çıkıp yatması
ALBERABER : Hep birlikte kürek çekmek için verilen komut.
AL BERABER AĞI : Dalyan ağzının dışında ihtiyat olarak bulundurulan ağ. Çok balık geldiği veya balığın bir kısmının ağızda kaldığı zaman geriden çevirme yapmak için kullanılır.
ALBURA : Karadenizde almana kayıklarının önde giden kayık başına dikili gözcü direği. Burada gözcülük eden reise GÖZCÜ denir.
ALÇAK :  Alçak basınç alanları için kullanılan bir kavram. 
ALÇALTI : Deniz ya da okyanusun çukur kısmı.
ALESTA : Denizcilikte izleyecek emre hazır ol komutu
ALG : Su yosunu. Deniz ve tatlı sularda yaşayan köksüz sucul bitkiler.
ALGARİNA : Çoğunlukla kendi makinesiyle hareket eden, teknesi saçtan yapılmış duba. (Gemilere ağır yük koymak veya çıkartmakta, batmış tekneleri kurtarmakta ve başka ağırlıkları kaldırmakta kullanılır.)
ALGARNA : Baş ya da kıç taraflarında meyilli olarak uzatılmış bastikalı ya da makaralı kısa dikme ya da makaslar taşıyan kaldırma tekneleridir.
ALGARNA (ALKARNA) : Üçgen biçiminde demirden yapılmış ve ağzında file bir torba bulunan tekneden denize atılıp dibi taramak suretiyle midye, istiridye, tarak ve benzeri kabuklu hayvan avında kullanılan alet.
ALICI SU : Atık suların boşaltıldığı göl, baraj, dere, akarsu, yeraltı suları, kıyı deniz veya diğer su kaynakları.
ALİZE : Atlas ve Büyük Okyanus’ta 300 kuzey ve güney paralelleri arasında yıl boyunca doğudan batıya esen düzenli rüzgarlara verilen ad
ALMANAK :  Güneşin, ayın ve gezegenlerin doğuş ve batış zamanları ile seyir branşını ilgilendiren diğer astronomik bilgileri kapsayan ve her yıl yayınlanan kitap. 
ALSETA :  Hazır olmak, hazır olarak apikoda beklemek. Alesta tramola (Tramola etmeye hazır ol) Alesta ferro (Demir atılmaya hazır)
ALTIPARMAK : Palamut balığının bir boyudur. Sivrinin bir büyüğüdür. Boyu 70-75 cm. dir. Tanesi 5-7 kg. gelir.
ALYANAK :  Marmara'da çipuraya verilen ad.
AMATÖR BALIK AVI REHBERİ : Bakanlık ile Bakanlıkça yetkin kılınan Gönüllü Amatör Balıkçılık Kuruluşları tarafından eğitilen ve bu eğitimin sonunda Bakanlığın yapacağı sınavı başarıyla geçerek Amatör Balık Avcılığı Rehberi belgesini almaya hak kazanan gerçek kişi.
AMATÖR BALIK AVI YARIŞMASI : Amatör balıkçılar arasında, amatör balıkçılığı özendirmek ve geliştirmek amacıyla düzenlenen ve bu sirkülerde anılan kurallara uygun olarak ödüllü ya da ödülsüz olarak yapılan balık avlama yarışması.
AMATÖR BALIKÇI : Avladığı balığı para karşılığı satmayan, spor ve kendi zevk ve tüketiminde kullanan, amatör balıkçılık etkinliğinde bulunan gerçek kişi.
AMATÖR BALIKÇI TEKNESİ : Tam boyları 8 metreden az ve motor gücüyle yürütülen amatör balıkçılık yapmak amacıyla kullanılan deniz aracı.
AMATÖR BALIKÇILIK : Sadece rekreasyon, spor veya dinlence amacıyla yapılan, maddi ve ticari kazanç gayesi gütmeyen, avlanılan ürünün satılmadığı balıkçılık etkinliği.
AMATÖR BALIKÇILIK TURİZMİ : Yerli ve yabancı amatör balıkçıların maddi bir kazanç sağlamaksızın, belirlenen kurallar çerçevesinde, bu amaçla ayrılmış iç sular ve denizlerde yaptıkları balıkçılık turizmi etkinliğidir.
AMATÖR SUALTI AVCISI : Gün doğumundan gün batımına kadarki sürede sirkülerce ve güvenlik nedeni ile yasaklanmamış karasularımızda, kendi nefesi dışında ek bir hava kaynağı kullanmadan dalarak su altı tüfeği ve ve yardımcı ekipmanla su ürünleri avcılığı yapan kişi.
AMBAR : Gemilerdeki eşyaların, yüklerin muhafaza edildikleri gemi dahilindeki bölmelerdir. Kullanıldıkları maksatlara göre isim alırlar. Ticaret gemilerinde ambarlar su geçirmez bölmelerle ayrılmıştır.
AMBER BALIĞI : İspermeçet balinası - kaşalot. Falyanostan sonra en büyük balıktır. Vücudunun yarısını oluşturan başının içi "ispermeçet" denen mum yağı ile doludur.Akamber bu yağdan elde edilir.
AMFİ- (önek) : Etrafında, iki tarafa, iki türlü, iki yanda, etrafta. Amfidrom balıklar . Etrafgöçer balıklar. 
AMONYAK ZEHİRLENMESİ : Akvaryumlarda besin ve sair maddelerin parçalanması sonucu oluşan amonyakla zehirlenme. Belirtileri balıkların yüzeyden hava yutması ve mukus (sümüksü malzeme) salgılanmasıdır.
ANA GEMİ : Diğer balıkçılık (av) teknelerine hizmet veren büyük gemi. Bu gemide avcı teknelerinin avı işlenip karaya çıkartılır.
ANA GÜVERTE : Geminin veya teknenin üzerinde yürünen en üstteki güvertesi
ANAÇ : Yumurtlama dönemindeki balık. Yumurtlayan balık.
ANAFOR : Bir akıntının, akış yönünün aksine doğru yön değiştirmesine denir. Dairesel hareket eder. Anafor suları daha ziyade girinti ve çıkıntıları fazla olan sahillerde görülür. İstanbul'da, Tophane ve Salıpazarı önünden Defterdar burnuna kadar anafor, buradan Kuruçeşme'ye kadar akıntı, buradan da Arnavutköy burnuna kadar anafor olup, ondan sonrası kah anafor, kah akıntıdır.
ANAFOR SUYU  : Denizde girdaplar oluşturan akıntı
ANAL YÜZGEÇ : Dışkıl yüzgeç.
ANALE : Daha çok gemilerde bulunan, demir bir bedenin ucuna takılan demir halkaya verilen ad. Bunlara çıma bağlanır.
ANALE BAĞI : Bir halatın çımasını aneleye bağlama işi. Halkanın içinden iki kez geçirilen çıma, kendi bedeni üzerinde dolaştırılıp, iki halkanın (voltanın) içinden geçirilerek boşu alınıp yapılan bağ.
ANAVAŞYA : Balıkların Marmara'dan Karadeniz'e çıkışları (Rusça).
ANÇUEZ : Hamsi, çaça, sardalye veya tirsi balığından yapılan tuzlu ve yağlı balık ezmesi.
ANEMOMETRE : Rüzgarın saatteki hızını deniz mili olarak ölçen cihaz. 
APAZLAMA : Yandan gelen rüzgar.
APİKO : Demirin vira edilişinde deniz dibinden kurtulup dimdik durduğu vaziyet.  
APİKO : Dikkatli olarak hazırda beklemek.
ARGONOT : Bir tür mürekkep balığı cinsi.
ARKTİK : Kuzey kutbu ile ilgili.
ARMA : Sabit donanım [Direk çarmıhları, istralyalar] Geminin güvertesinden yukarıda bulunan direkler, serenleri ve bunlar üzerindeki halat donanımları ile kullanılan her türlü teçhize. Donanımların sabit olanlarına (ana), hareketli olanlarına (selviçe) denir.
ARMADA : Donanma
ARMADOR : Amaları donatan, yerlerine koyan ve gemi dahilinde armalarla ilgili her türlü işleri gören yetişmiş personel. 
ARMATÖR : Donatan.
ARMUZ : Güverte ve borda kaplama tahtalarının arasındaki çizgi
ARTEMIA LARVALARI : Akvaryumda yem olarak kullanılır. Artemia’nın erin bireylerinin büyük balıklarda yem olarak kullanımı sınırlıdır. Çünkü besin değeri düşüktür. Sıcak, havalandırılmış suda oluşan larvalar tatlısu ile yıkanıp üzerlerindeki tuz uzaklaştırıldıktan sonra yem olarak verilir.
ARYA : Yelkenin, sancağın veya çubukların aşağıya indirilmesi (Arya sancak, arya kürek) 
ASALAK : Konağa (bitki ve hayvan) zarar vererek yaşayan canlı, parazit.
ASKIYA ALMAK : Batma tehlikesinde olan bir geminin emniyetli bir mevkiye kadar getirilmesi için gemi bordasına alıp, bağlamak; Geçici olarak durdurmak.
ASTAR : Balık ağının küçük gözlü is kısmına verilen ad.
AŞAĞI SEYİR : Akıntı yönüne doğru yapılan seyir.
ATERİNA : Gümüş balığı.
ATERİNA AĞI : Boyu en fazla 70 kulaç, eni ise en fazla 3-6 kulaç olur. Gözleri sardalye gözünden az dardır.
ATEŞ BALIĞI : Sardalye (Tirhos)
ATEŞ KAYIĞI : Sardalye iki kayıkla avlanır, bunların biri ağ bulunan, öteki de ateş yakılan iki çifte kayık.
ATIK : Fiziksel , kimyasal ve biyolojik özellikleriyle karıştıkları alıcı sulamada dolaylı veya doğrudan zarar verebilen ve ortamda doğal bileşimin ve özelliklerin değişmesine yol açan katı, sıvı veya gaz halindeki maddelerle enerjileri.
ATIK SU : Evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer kullanımlar sonucu kirlenmiş ve özellikleri değişmiş suları, 
ATOL : Yuvarlak, elips ya da at nalı şeklinde olup mercan resiflerinin oluşturduğu küçük adacıklar.
AURIS : Kulak. Duyma organı
AVARA (AVARA ETMEK) : Gemi, bot veya teknenin yanaşmış olduğu yerden ayrılması
AVLAK : Balık avcılığına uygun yer, alan.
AY BALIĞI : Uyuşturan balığı.
AYAK TAŞI : Parakete bedenine takılan taş.
AYANDON : Ocak ayının sonlarına doğru esen şiddetli ve soğuk fırtına. 
AYI BALIĞI : Fok balığı. memelidir. Ön tarafı dört ayaklı bir hayvana, arka tarafı balığa benzer. Eskiden Marmara kıyıları ile İzmit körfezinde çok rastlanırdı. Foça'da halen mevcuttur.
AYI PAVURYASI : Vücudu ayı tüylerine benzer tüylerle kaplı olduğu için bu isim verilmiştir. Taşlık yerlerde bulunur.
AYNA KIÇLI : Kıç tarafları sivri olmayıp kemere istikametinde düz olan tekne. 
AYVAZ : Gemilerde doktor yanında çalışan sıhhiye erleri.
AZMAK : Denize açık tatlı su ağzı.

 

www.fishingturk.com